Steven Spielberg’in yeni aksiyon-bilimkurgu filmi "İfşa Günü" ile Sophy Romvari’nin çocukluk, aile ve hafıza arasındaki kırılgan ilişkiyi merkezine alan ilk filmi "Mavi Balıkçıl" sinemaseverlerle buluştu. İki yapım da farklı evrenlerden insanın gerçeği arayışına odaklanırken, usta yönetmen Spielberg 50 yıllık gökyüzü tutkusunu modern dünyanın bilgi kirliliğiyle harmanlıyor.
50 Yıllık Gökyüzü Tutkusu Beyazperdede
Çocukluğunda babasıyla birlikte izlediği meteor yağmurundan derinden etkilenen ve gökyüzüne bakmaktan hiç vazgeçmeyen 79 yaşındaki Steven Spielberg, evrendeki bilinmeyenlere duyduğu merakı bir kez daha beyazperdeye taşıyor. "Neler olup bittiğini hep merak ettim. Yalnız mıyız, değil miyiz? Eğer yalnız değilsek bu bize neden söylenmedi?" diyerek çıkış noktasını özetleyen yönetmen, Üçüncü Türle Yakınlaşmalar, E.T. ve Yapay Zeka filmlerinin mirasını bu yeni projeyle birleştiriyor.
Bilgi Kirliliği ve Dijital Komploların Gölgesinde
"İfşa Günü"nde 1970'lerin romantik uzaylı hayalleri yerini dijital çağın karanlık gerçekliğine bırakıyor. Film; 24 saat kesintisiz yayın yapan haber kanallarının yarattığı illüzyonlar, yapay zeka algoritmaları, sızdırılan askeri videolar ve sosyal medyadaki bilgi kirliliği üzerinden modern dünyayı eleştiriyor. New York Times’ta 2017 yılında yayımlanan “Pentagon’un Gizemli Ufo Programı” makalesinden ilham alan filmde, Amerikan hükümetlerince uzun yıllardır saklanan sırların ifşa edilmesi talep ediliyor.
Gerçekçi bir kurgu yaratmak için 1947’deki Roswell vakası ve ekin çemberleri gibi gerçek olaylardan beslenen senarist David Koepp, filmin kusursuzluğu için tam 42 ayrı senaryo taslağı yazdı. Gizli arşivler, federal ajanlar, derin devlet ve nefes kesen takip sahneleriyle örülü bu yüksek bütçeli yapım, izleyiciyi uzaylılardan ziyade kendi "gerçeklik" algımızla yüzleştiriyor.
Toplum Gerçeği Öğrenmeye Hazır mı?
Kimsenin kurumlara güvenmediği, hükümetlerin belgeleri sümen altı ettiği ve herkesin kendi dijital yankı odasında kendi gerçeğini yarattığı bir dünyada, film çarpıcı bir soru soruyor: "Halk gerçeği öğrenmeye hazır mı?" Spielberg, finale doğru izleyiciyi inanç ile hayranlık arasındaki o ince ve bulanık çizgide bırakarak, kurumlara güvenini yitirmiş bir toplumun anatomisini ustalıkla çiziyor.

